Back to results

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Dünyada ve Türkiye'de petrol sektöründe yeşil yönetim Türkiye için bir model önerisi

Abstract

dc:description.abstract

Endüstri Devrimi'nin etkisiyle gelişen dünyanın en önemli enerji kaynaklarından biri petrol olmuştur. Günümüzde birincil enerji kaynağı olarak petrol dünya toplam enerji tüketimi içerisinde yüksek bir paya sahiptir. Aynı şekilde, bir petrol türevi olan doğal gaz da büyük oranda bir enerji kaynağı olarak tüketilmektedir. Petrol ve doğal gaz endüstriyel üretimden ulaştırmaya, ısıtmadan elektrik üretimine kadar geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Diğer yandan, petrol ve doğal gaz aynı zamanda sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın önemli bir bileşenidir. Ancak, kömür de dahil olmak üzere, petrol ve doğal gaz oluşum bakımından diğer enerji kaynakları arasında yenilenemeyen (fosil) kaynaklardır. Bu kaynakların üretim ve işlenmesinden kaynaklanan emisyonlar ve atıklar hava kirliliği ile birlikte çevre sorunlarına neden olmakta, insan sağlığı ve etkinlikleri bakımından bir tehdit haline gelmektedir. 2021 verilerine göre petrolün dünya enerji tüketimindeki payı % 31,0, doğal gaz ise % 26,9 oranına sahiptir. Türkiye'de petrol %28,7, doğal gaz %27,0 oranında tüketilmektedir. Üretim büyüklüğü bakımından dünyada petrol 4.165,1 milyon ton, doğal gaz 3.853,7 milyar m3 olarak verilmektedir (TPAO, 2020; BP, 2022). Bu istatistiksel verilere göre, petrol ve doğal gaz günümüzde dünyanın kullanmakta olduğu birincil enerji kaynakları arasında ekonomik ve stratejik önene sahiptir ve bu durum daha uzun süre devam edecektir. Özellikle, bir enerji kaynağı ve endüstriyel ham madde olan petrolün dünyadaki eşitsiz dağılımı ve rezervlerinin sınırlı olması, bu doğal kaynağa stratejik- politik bir önem kazandırmıştır. Nitekim, petrol ve doğal gazın önemi 1970'li yıllardan itibaren ortaya çıkan petrol krizleri ile dünya genelinde ekonomilerde ve uluslararası ilişkilerde yarattığı olumsuz etkilerle daha iyi anlaşılmaktadır. Dünya petrol ve doğal gaz bakımından ispatlanmış rezervlerle üretim alanlarına sahip yedi bölge ayrılmıştır. Bu bölgeler Kuzey Amerika, Orta ve Güney Amerika, Orta Doğu, Avrupa, Bağımsız Devletler Topluluğu, Afrika ve Asya Pasifik bölgeleridir. 2020 yılı verilerine göre; bu altı bölgede toplam petrol rezervi 244,4 milyar ton, toplam ham petrol üretimi 4.165,1 milyon ton, doğal gaz rezervi 188,2 trilyon m3, doğal gaz üretimi 3.853,7 milyar m3 olarak verilmiştir (BP, 2021). Yine 2021 yılı itibariyle, Türkiye'de birincil enerji kaynağı olan petrol rezervleri 1.177,34 milyon ton, üretimi 3,44 milyon ton ve doğal gaz rezervi 26,64 milyar m3, üretimi 415 milyon m3 olarak belirlenmiştir (EPDK, 2021). Bu verilere göre, Türkiye'de ham petrol ve doğal gaz üretiminin azlığı ve buna karşılık tüketim fazlalığı nedeniyle dış alıma bağlı her zaman artan bir enerji talebi vardır. Petrol ve doğal gaz üretimi, ulaştırılması ve işlenmesi sırasında çıkan emisyonlar ve atıkların çevre üzerindeki etkileri büyük ölçüde olmaktadır. Bu etkiler, hava kirliliği, ekosistem tahribi, ormansızlaştırma, özellikle toprak ve suda kimyasal bulaşma, zaman içinde hayvan ve bitki popülasyonlarına zarar verme, insan sağlığı ve güvenliği riski, yerel toplulukların yer değiştirme zorunda kalması ...vb. petrol sektörünü de içine alan dünyadaki teknolojik gelişmeler, endüstrileşme ve hızlı nüfus artışının yarattığı çevresel sorunlar, iklim değişikliği ile birlikte küresel bir boyuta ulaşmıştır. Ortaya çıkan küresel çevre sorunları karşısında, özellikle 1970'li yıllardan itibaren gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler çözüm arayışına ve işbirliğine yönelmişlerdir. Çevre sorunlarının ulaştığı boyutlar karşısında bir yandan çevreyi korumak ve doğal kaynakları güvence altına almak, diğer yandan çevre sorunlarının çözümünde yasal dayanaklar oluşturmak amacıyla sözleşmeler ve düzenlemeler yapılmıştır. Bütün bu gelişmelerle ortaya çıkan ''Çevre Hukuku'' çevre ve çevre kaynaklarının hukuksal güvence altına alınmasının yolunu açmıştır. Dolayısıyla, çevre ile etkileşimde bulunan ve çevre kaynaklarından yararlanan işletmeler, çevre koruma anlayışını ve hukuksal düzenlemelerle çevresel etkileri, atık ve kirliliği önleyecek ve kontrol edecek üretim ve işleme yöntemlerini uygulamaya yönelmişlerdir. Artık günümüzde hukuksal ve kurumsal sorumluluk bağlamında işletmeler çevre sorunlarına ilişkin çalışmalar yürütmektedirler. Dünyada çevre bilincinin oluşmasına ilişkin olarak yapılan toplantılar, konferanslar ve sözleşmelerle çevrenin korunmasına yönelik standartlar da belirlenmiştir. Çevre yönetim standartları olarak bunlar "Eko Yönetim ve Denetim Programı (EMAS), BS 7750 Çevre Yönetim Standardı ve ISO 14000 Çevre Yönetim Sistemi Standartları" serisidir. Bu gelişmeler çerçevesinde, Türkiye çevrenin korunması konularında üyesi olduğu uluslararası kuruluşlar, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nin çevre yönetimi ile ilgili politikalarıyla uyumlu hukuksal ve yönetsel düzenlemeler gerçekleştirmiştir. Türkiye'de çevrenin korunması ve yönetimi konusunda Avrupa Birliği'ne uyum kapsamında "Çevre Kanunu ve Çevre Denetim Yönetmeliği"ni yürürlüğe koymuş ve endüstrinin her sektöründe ISO 14001 ya da EMAS çevre yönetim sistemi standartlarına öncelik kazandırmıştır. Avrupa Birliği ve uluslararası düzeyde çevrenin korunması ile ilgili olarak belirlenen standartlar ve kurallar bağlamında petrol sektörü işletmeleri, çevresel ve toplumsal duyarlılığı da göz önünde tutarak faaliyet göstermektedirler. Petrol sektöründe çevre ile ilgili faaliyetler genel olarak, ISO 14001 standartları İşletme Yönetim Sistemi (OMS)'ne entegre edilerek yapılmaktadır. Bu sektörde üretim ve işleme faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları ve atıkları azaltmak veya yeniden kazanmak konusunda son yıllarda çevreye duyarlı yaklaşımlar esas alınmaktadır. Başka bir deyişle, petrol işletmelerinin organizasyon yapısından ve üretim-işleme süreçlerinden kaynaklanan çevresel etkilerin yönetimi konusunda duyarlı davranılmasını sağlayan bir yaklaşım uygulaması benimsenmiştir. Bu yaklaşım, işletme faaliyetlerinden kaynaklanan çevre sorunlarının yönetimi konusunda yasal düzenleme ve standartlarla önlem ve çözümleri bir arada toplayan "yeşil yönetim" yaklaşımı tercih edilmektedir. Yeşil yönetim, işletme organizasyonunun amaç, hedef ve ilkeleri doğrultusunda çevreye duyarlı bir yönetim anlayışıdır. Yeşil yönetim uygulamalarında hedef, işletmelerin sürdürülebilir yönetim anlayışı ile bağlantılı olarak, çevresel her türlü etkiyi azaltmak, bertaraf etmek ve çevreye duyarlı temiz teknolojilerle üretim-işleme yapmak, atık yönetimini geliştirmek, işletme birimleri arasında koordinasyonu sağlamak ve "yeşil işletme" ortamı oluşturmaktır. Dolayısıyla, petrol ve doğal gaz işletmelerinde sürdürülebilirlik düşüncesiyle, amaç ve hedeflere ulaşmak için yeşil yönetim yaklaşımı ve uygulamaları önem taşımaktadır. Bu bağlamda, petrol sektöründe karşılaşılan çevre sorunlarının önlenmesinde dünyada ve Türkiye'de çevre yönetimi uygulamalarında izlenen yöntemler incelenerek Türkiye için uygulanabilir bir model önerisi oluşturulmuştur. Bu amaçla, Türkiye'de petrol sektöründe faaliyet gösteren ham petrol üretim ve rafinasyon işletmelerinin çevre koruma ve yönetimi konusunda ulusal ve uluslararası sözleşmelerle yasal düzenlemelere uyum temelinde tutumları ve çevreye karşı duyarlılıklarını saptamak amacıyla hazırlanan anketler uygulanmıştır. Bu anketlerin istatistiksel analiz sonuçları değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Türkiye petrol ve doğal gaz işletmelerinde çevre yönetimi ve korunması konusundaki faaliyetler ve yeşil yönetim uygulamaları yöneticilerin sorumluluğundadır. Bu nedenle, yapılan anket çalışmasında işletme yöneticileri hedef kitle olarak alınmıştır. Anketten elde edilen istatistiksel sonuçlara göre, çevre yönetimi ve yeşil yönetim uygulamalarına ilişkin olarak, üretim ve rafinasyon süreçlerinde çevresel faaliyetler yüksek düzeyde değerlendirilmiştir. Nitekim, petrol sektöründe çevreye duyarlı yeşil yönetim anlayışı artmış ve katılımcılar bu yönde %90,2 oranında olumlu yanıt vererek düşüncelerini ortaya koymuşlardır. İşletmelerde, yeşil yönetim uygulamaları açısından, sorumlu yeşil yönetim ekipleri ile yöneticiler ve işletme bölümleri arasında yakın ilişkiler ve işbirliği saptanmıştır. Ortalama puanlara göre, söz konusu yakın ilişkiler ve işbirliğinin olduğunu onaylayanların puanı 4,10, buna karşılık onaylamayanların puanı 2,74'tür. Katılımcıların görüşüne göre, yeşil yönetim ilkelerinin uygulandığı işletmelerde, sosyal sorumluluk bağlamında, işletme kültürü yerleşmiştir. Sonuç olarak, dünyada ve Türkiye'de petrol sektöründe ham petrol ve doğal gaz üretim ve işleme faaliyetlerinde ortaya çıkan emisyon ve atıkların fazlalığı, çevrenin korunması ve yönetimi bakımından çeşitli önlemlerin alınmasını gerektirmektedir. Dünyadaki uygulamalar göz önüne alındığında Türkiye'de petrol sektöründe sürdürülebilirliğin sağlanması bakımından yeşil yönetim uygulamaları önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de petrol sektörünün çevre üzerindeki etkilerini azaltmak veya bertaraf etmek ve aynı zamanda sektörde çok kullanılan su ve enerji kaynaklarını daha iyi yönetmek için yeşil yönetim yaklaşımıyla uygulanabilir bir yönetim modeli önerilmiştir.

Degree

thesis:*
Department dc:contributor.department
İşletme
Grantor dc:publisher
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Year dc:date.issued
2022

Author and committee

dc:creator, dc:contributor.*
Author dc:creator
  • Koçman, Özge
Advisor dc:contributor.advisor
  • Atay, Özlem

Subjects

dc:subject × 3

Rights

Language dc:language.iso
tr

Identifiers

dc:identifier.*
Handle dc:identifier.uri
http://hdl.handle.net/20.500.12575/87383
OAI identifier oai:identifier
oai:dspace.ankara.edu.tr:20.500.12575/87383

Chain of custody

source
Harvested from
University of Ankara
Base URL
dspace.ankara.edu.tr/server/oai/request
Last updated
2026-07-24
Source record
OAI-PMH GetRecord
citation

Koçman, Özge. Dünyada ve Türkiye'de petrol sektöründe yeşil yönetim Türkiye için bir model önerisi. Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022. http://hdl.handle.net/20.500.12575/87383